Slm ben Sinem, 6 senevi evliyim, 27 yaşındayım, 1.72 boyunda, esmer ve balık dolgun biriyim. zihnî özürlü kaynımla aramda geçen bir seks hikayemi paylaşmak istiyorum, çünkü kimseye anlatamıyorum ve içimde de saklamak ağır geliyor bana. Hikayem bundan 2 yıl mukaddema Mayıs ayında geçiyor. Kocamla bu arada memleketlerine (Anadolu’nun hoş bir köyüne) tatile gittik. Köyde yaşayaşan kaynanam, kayınbabam ve kocamdan önemsiz olan zihnî defolu kaynım (İlhan), geleceğimizden haberleri olduğu için baya hazırlık yapmışlar, bizi bekliyorlardı. Gittiğimizde hummalı bir ilgi, bir alaka, utandırmışlardı beni. özellikle kaynım, “Yengem geldi, yengem geldi!” sanarak diyerek ortalığı velveleye vermişti. zaten bu ilişik şunca hoşuma gitmişti. Yemekler yenildi, çaylar kahveler içildi, sohbetler edildi. Derken, kocamla ben yorgunluktan mahf olmuştuk, bulunmak için destur isteyip, odamıza gittik, yattık uyuduk. Sabah temiz havanın etkisiyle erkenden uyandım. Pencereden baktığımda kayınım imparator hayvanları dere kenarına götürüyordu. Ben de üstümü giyinip dışarı çıktım. Kaynanam inekleri sağmış, sütü sohbet etmek için ateşe koymuştu. Beni görünce gülerek, “Güzel gelinim uyandın mı, günaydın!” dedi. “Günaydın anneciğim!” deyip, ateşli önünde muhabette koyulduk. Kaynanam, maddi manevi bazen sıkıntılarının olduğunu anlatıyordu. Ben de, “Maddi sıkıntılar halledilir de, manevi dağdağa nedir anneciğim?” dedim. Başladı anlatmaya, “Biz yaşlandık, kızlar uğramaz oldu, siz İstanbul’da, tığ burda kala kaldık öyle. İlhanın durumunu biliyorsun, gitmediğimiz hekim kalmadı, fakat tek faydası yok. geçim kaynağımız hayvanlar, onlar da bakım ister, yaşlandık çıktı bakamıyoruz, imparator da anlamıyor, hayvanları suya götürürüyor kâffesi o kadar!” dedi, sonra, “Neyse... hadi gel bir öz koyalım, kahvaltı yaparız!” dedi ve kalktık tedarik yapmaya başladık. Kocam da uyanmış elini yüzünü yıkadıktan sonra sofraya geldi. Kahvaltıdan sonra kocama, “Biraz gezelim tarlalarda falan...” dedim. onaylama etti ve bahçeye indik. Dalından domates salatalık hap etmek derece lezettli bir madde henüz yoktu. iyi hoşuma gitmişti... Akşam olmuştu, amma benim içiş bile kaynıyordu, duru gökyüzü ve organik yiyecekler bende sanki Afrodizyak etkisi yapmıştı ve canım öylesine sex istiyordu ki, anlatamam. Yatağa girer girmez, ben yemeden içmeden yapıştım kocamın dudaklarına ve sevişmeye başladık. İkimizin bile orgazm olduğu berceste bir sikişmeden sonra, gayet gailesiz bir şekilde yattık, uyuduk. Sabah yine erkenden uyandım. yunmak için banyoya girdim. sima uyanmadan yıkanmalıydım, çünkü koy hali, koleksiyon darp bir banyoları vardı. geçmişte orası mutfakmış, fakat sonra etrafını hasırlarla kapatarak banyo yapmışlar. kalori türkçesi insanca bu bizar ediyordu. sağlıklı ki anı deniz ısıtıcıları vardı, su kızdırmak zorunda kalmamıştım. vakit kaybetmeden aceleyle soyunup suyun altına girdim. 2 dakika sonra güya bir röfle görmüş kabil oldum, sağa sola baktım, birşey göremedim. ki ola bu saate deyip devam ettim, banyomu yapıp, hızlıca giyinip yattığımız odaya gittim. fakat banyonun ordan bir takım sesler duydum. tasa ettim, pencereden baktım. Bir bile ne göreyim, kaynım ilhan banyo yaptığım kavuşum art tarafından çıkıyor. çabucak afalladım, ne yapacağımı şaşırdım kaldım. Beni mi röntgenlemişti? nite olurdu böyle birşey? Öğleden sonra banyo yaptığım kavuşum eğin tarafına gidip baktım. harbiden oraya konulan buğday torbalarının yalnız yanında, bir inç genişliğinde bir fasıla vardı. çıktı on paralık şüphem kalmamıştı, kaynım beni dikizlemişti. Utana sıkıla anlayışsız geldim. hacısı hocası dışardaydı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kaynıma da kızamıyordum, 24 yaşında körpe bir erkekti, ihtimal zihnî olarak eksikti, amma o da bir erkekti, onun da seksüel ihtiyaçları vardı. Onun için kızmadım ve kimseye de birşey söylemedim. Aradan beş altı zaman geçmişti ve İlhan’ın bana bakışları mebzul değişmişti. Bunun farkındaydım, fakat ne yapabilirdim ki? Ne diyebilirdim ki? elan elhak sonuçta deliydi. geceleyin olmuş ve dünya uyuyordu, benim ise uykum kaçmıştı. Uyumaya çalışıyordum, fakat uyuyamıyordum. Kocam horlamaya başlamıştı bile. çabucak aut kapının gıcırdamasını duydum, doğrulup huzur cepheye baktığımda, İlhan’ı banyonun arkasına giderken gördüm. Ne yapıyor bu çatlak bu saate orda? sanarak bakmaya devam ettim. kaygı işte, yatıp uyusana, sana ne? amma dedim evet heves işte, beni gamsız bırakmadı, peşinden usulca dışarı çıkıp, çitlerin aralıklarından baktığımda, bayağı şaşırtıcı olmuştum. ilhan donunu indirmiş 31 çekiyordu. yemeden içmeden ordan boşanmak istedim, hatta iki girişim anlayışsız attım, lakin gene konulma geçtim, biraz daha bakmak için geri döndüm, henüz dikatli bakmaya başladım. imparator tam karşımda taç durmuş, hovarda uçarı 31 çekiyordu. beş altı henüz bekledim ve ilhan kasıla kasıla boşalmaya başladı. fakat köken şoku işte ondan sonra yaşadım, sikindeki mütebaki dölleri ayıklamak için döndüğünde, avlunun ışığı yarağını tam aydınlattı ve ben hayatımda gördüğüm en kocaman ve kalın yarağı gördüm. Gözlerim faltaşı kabilinden açılmıştı ve gözlerimi yarağından ayıramıyordum, yılgı bir şeydi, hakikat inanılmazdı. İnternette bunca yarak gördüm, fakat böylesini hiçbir yerde görmedim. imparator donunu çekerken ben bile yemeden içmeden gelişememiş içeriye girdim. Odaya geldiğimde kocam halen horluyordu. hemen sırtımı ona dönüp uyumaya çalıştım, yalnız İlhan’ın yarağı bir muhtelif aklımdan çıkmıyordu. İlerleyen günlerde İlhan’ın yarağı şöyle böyle beynimde saplantı haline gelmişti. Tanrım, ne bir şeydi o yarak öyle? Bir eksik etek ne içine alabilir onu? diye her düşündüğümde yamyaş oluyordum. lakin kocama birşey belli etmiyordum, yalnızca vakit kaybetmeden odama girip kapıyı kilitleyip, İlhanın yarağını düşünerek onanizm yapıyordum. Günlerden Çarşambaydı, kısımlar üstüydü, evin telefonu çaldı. Telefonu kocam açtı. rahatsız bir sesle, “Ne zaman oldu, kesinlikle oldu? Yaşıyorlar mı?” diye konuşunca, herkes, “Kine ne oldu?” diyerek ayağa fırladı. Kocam, “Tamam geliyoruz!” deyip telefonu kapattı. Hepimiz merakla ne olduğunu beklerken kocam anlattı: Amcaları tarladan gelirken traktörün romorkü devrilmiş ve amcaları altında kalmış. Durumu aşkın ağırmış, hun da lazımmış. Kocam, “Hemen hazırlanıp çıkalım!” dedi. Ben de yetişmek istedim tabi, lakin kocam, “Senin ve İlhan’ın gelmesine gerek yok, tığ gideriz! Duruma için sana çav veririm!” dedi. “Hayır, ben bile geleceğim!” dedim, “Olmaz!” deyip kestirip attı. Kocama gizlice, “Kendine gel, ben burada sade kalamam, korkarım!” dedim. Kocam da, “Korkma, birşey olmaz. Hem ilhan burda ya!” dedi ve aceleyle çıktılar. Gidecekleri haliç traktörle hastalıklı zaman sürüyordu, binip gittiler... Gece vakit 23:00’e geliyordu, henüz çav almamıştım. patlamak üzereydim ki, habbe telefonu çaldı. sadece fırladım açtım. Arayan kocamdı, “Bu akşam gelemiyoruz, durumu fena ağır, tıp fakültesine devretme ettiler ve oraya gidiyoruz!” dedi. “Peki ne çağ geleceksiniz?” dedim. “Bilmiyorum, belli değil!” dedi. “Bari annem gelsin!” dedim. “Annem de yengemlerde, mevrut revan çok, yengem ilgilenecek durumda değil!” dedi. “Tamam!” deyip kapattım telefonu. imparator yere uzanmış televizyon seyrediyordu, dünyadan haberi yoktu. Bana dönüp, “Annemler gelmiyorlar mı?” dedi. “Hayır!” dedim. tek konuşmadan tekrar filmi seyretmeye devam etti. Ben divanda oturdum, düşünüyordum. zaman baya geç olmuştu, “İlhan yatağına geçip yat istersen!” dedim. hiç konuşmadan kalktı ve namına geçti, gömleğini ve blucin pantolonu çıkararak, sadece donuyla ve atletiyle yatağa uzandı, üstünü örtmeden. Ve o dev silah donunun içinde, karşımda öylece duruyordu. inik hali da gani büyüktü... Ben bile orda divanda uzandım, lakin uykum gelmiyordu, gözüm daima ondaydı. İçimi çapraşık duygular kaplamıştı, amım ıslanmış ve istemsiz hareketler yapıyordum, acıklı çoktan pijamamın ortamında amıma varmıştı bile. dü parmağımı amımın içine sokup çıkarıyordum. yekten İlhan’ın bana baktı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
// reklam yeri pop-up popup popmyads.com